
—-otoritenin olduğu yerde özgürlük yoktur—
[[ felsefesi - ideali ]]
(s22) açlık tehdidiyle zorlanmadıkça, kim işgücünü alabileceğinden daha azı için satar?
(s23) Avrupa savaşının kılıcı yirmibeş yıldır Avrupa devletlerinin üzerinde sallanmaktadır. Ve bu savaş henüz patlak vermemişse eğer, bunun nedeni, belki de devletlerin giderek daha çok borçlanmasını büyük finans gruplarının daha yararlı buluyor olmasıdır. Fakat, büyük banka kendi çıkarının savaşın patlak vermesinde gördüğü gün, insan grupları başka gruplara saldıracak ve evrenin finans efendilerinin işlerimi yoluna koymak için kavgaya tutuşacaklar.
(s25) Başlangıçta, kırklı yıllarda, sosyalizm komünizm olarak sunulmuştu, tek ve bölünmez cumhuriyet olarak, iktisadi alana uygulanan diktatörlük ve idari Jakobenizm olarak sunulmuştu. Dönemin ideali buydu. O dönemin sosyalisti, ister dindar olsun ister serbest düşünceli, herhangi bir güçlü hükümere, hatta imparatorluğa boyun eğmeye hazırdı, yeter ki bu hükümet iktisadi ilişkileri emekçiden yana yeniden düzenlesin
(s29) …diğer bir bölüm ise, tersine, ancak ve ancak devletin ortadan kaldırılmasıyla, bireyin tüm özgürlüğünün elde edilmesiyle, özgür birleşimiyle, mutlak anlamda özgür ortaklık ve federasyonla komünizme -toplumsal mirasımızın ortak mülkiyetine ve tüm zenginliklerin ortak üretimine- varabileceğimiz kanısındadır.
(s33) Eğitimli insan -uygar insan- toplumun günün birinde yargıçsız, jandarmasız, gardiyansız kalıvermesi fikrinden korkar.
(s33) Polislerin kaynadığı Paris sokaklarında değil yalnızca, tek tük insanın geçtiği kır patikalarında da endişe duymadan gezebiliyorsak, bu güvenliği polise mi borçluyuz? yok, daha ziyade, bizi gebertmek yada soymak isteyen kimse olmamasına mı?
(s33) Yurttaşlarımızla gündelik ilişkilerimizde, toplum karşıtı davranışların artmasını engelleyenin gerçekten de yargıçlar, gardiyanlar ve jandarmalar olduğuna inanıyor musunuz?
(s33) Devletin ve tüm organlarının ortadan kaldırılmasını talep ettiğimizde, gerçekte olmadkları kadar mükemmel insanlardan oluşan bir toplum hayal ettiğimiz söyleniyor bize. hayır, bin kere hayır! tek istediğimiz, bu tür kurumların, insanları gerçekte olduklarından daha kötü kılmamasıdır.
(s45) bir devrimde, yıkmak, devrimci görevin ancak bir bölümüdür. yeniden inşa etmek gerekir ve yeniden inşa, ya kitaplarda öğrenilen geçmişin formüllerine göre yapılacak ve halka bu dayatılmaya çalışılacaktır. ya da her küçük köyde ve her şehir merkezinde sosyalist toplumu inşa etmek için kendiliğinden işlemeye başlayan halkın dehasına göre yapılacaktır. ama bunun için halkın bir ideali olması gerekir. bu nedenle halkın bağrında inisiyatif sahibi insanların olması özellikle gereklidir.
(s50) siz de bizim gibi, bireyin tam özgürlüğüne ve sonuç olarak yaşamına saygı gösterilmesini istiyorsan, angi biçim altında olursa olsun, insanın insan tarafından yönetilmesini mecburen reddetmek zorundasınız; uzun süre şiddetle karşı çıktığınız Anarşi’nin ilkelerini kabul etmek zorundasınız.
[[ Anarşizm ]]
(s51) bir toplumda, insan faaliyetlerinin tüm alanlarını kapsamaya başlamış olan gönüllü birliklerin devletin tüm işlevlerini üstlenecek şekilde çok büyük bir yaygınlık gösterebilir.
…böyle bir toplumda değişmez hiçbir şey olmaz. …tersine, uyum, çok sayıda güç ve etki arasındaki dengenin sürekli değişen biçimde yeniden düzenlenmesinden kaynaklanır ve bu güçlerin hiçbirisinin devletin özel korumasından yararlanmadığı ölçüde bu düzenlemeyi sağlamak kolay olur.
(s52) dahası, iradesini cezalandırma korkusu içinde kullanmakla ya da bireysel veya metafizik varlıklara itaatle de sınırlanamaz. bu sınırlamaların her ikisi de insanın inisiyatif kaybına ve zihin köleliğine yol açar.
(s52) ekonomik kavrayışlarına gelince, anarşistler, birlikte sol kanadı meydana getirdikleri tüm sosyalistlerle ortak olarak, şu anda hüküm sürmekte olan toprak üzerindeki özel mülkiyet sisteminin ve kar amaçlı kapitalist sistemimizin hem adalet hem de vicdani yararlılık buyruklarına karşı duran bir tekel oluşturduğu kanısındadırlar.
…ücret sistemiyle birlikte kapitalist üretimi ilerlemenin engeli olarak görürler.
(s54) anarşistler, mevcut devlet örgütlenmesinin parçası olmayı ve ona taze kan sağlamayı reddederler.
(s56) yasalar, dedi Godwin, atalarımızın hikmetinin ürünü değildir. onların tutumlarının, çekingenliklerinin, kıskançlıklarının ve ihtiraslarının ürünüdür. sundukları reçete, iyileştireceklerini iddia ettikleri kötülüklerden beterdir.