Archive for Eylül, 2009


balık burcu erkeği

bu burcun olumsuzluklarından en çok yine bu burcun erkekleri muzdariptir. aşırı duygusallık, içine kapanıklık, hassaslık ve duyarlılık kişiyi öyle bir atmosfer içine sokar ki, balık erkeği bütün yoğunluğu kendi içinde yaşamak zorunda kalır, diğerleri ise ne olduğunu bilmezler, bir şeylerin değişiyor olduğunu gözlemleyebilirler ama daha fazlasını değil. bu yoğunluğun -iç hesaplaşmanın- ardında is bir sonuca ulaşırlar, balık erkeği bir şeyler yapar-eder ama bunlar başkalarına mantıksız-anlamsız gelir, hatta nereden çıktığı belli değildir bunların. halbuki balık erkeği düşünmüştür, evet büyük ölçüde duygularının etkisinde bir düşünmedir bu, ancak başka çıkar yol da yoktur, aksi halde içinde bir şeyler sürekli rahatsız edecektir. tabi karar verdi, uyguladı, huzura mı kavuştu? olabilir mi hiç? bir süre rahatlar gibi olur, sonra acaba yanlış mı yaptım, kırdım mı, n’oldu diye tekrar bir huzursuzluğun içine düşer.
bazen olur ki, bu acayipleşme, değişim sonucunda insanlar onun duygusuz, acımasız, vefasız gibi sıfatlarla nitelemeye başlarlar. halbuki tam tersine her şeyi içinde yaşayıp dışarıya aksettirmede başarılı olamadığından, daha doğrusu çeşitli nedenlerle aksettirmediğindendir bu, içi kanaya kanaya duygusuzmuş gibi görünmeyi kabul eder, hiç aklından çıkaramadığı biri için vefasız oluverir.
bu gerilim işte balık erkeğini tam bir dengesizlik abidesine çevirir. hissettikleriyle yaşadıkları arasındaki uçurum zor kılar.

tarifsiz derecede zor bir durum. hele ki bu arkadaşı 10 yıldan uzun bir süredir tanıyorsanız, eğitim hayatınızın bir kısmını bu kişiyle beraber yaşadıysanız, aşık olduğunuz kişi ise bu sürecin içinde bir yerlerde arkadaş olarak aranıza katıldıysa, nereden tutsanız elinizde kalacak bir aşka dönüşüverir bu.
hissettiğiniz şeyi kimle paylaşacağınızı bilemezsiniz, “arkadaşın eski sevgilisine yavşayan adam” olarak görülmek istemezsiniz, ortak arkadaşlarınızla paylaşamazsınız, sizi daha az tanıyan, daha az anlayabilecek kişilere açılmaya çalışırsınız, doyurucu üç-beş kelam bile edemezsiniz, çünkü aşık olduğunuz kişiyi de bilmiyorlardır, neden böyle bir şey hissettiğinizi anlamayacak, diğer arkadaşlarınızın düşünmesinden korktuğunuz gibi yavşayan adam durumunda kalacaksınız.
sevdiğinize de açılamayacaksınız, korkacaksınız, onu kaybetmekten… kaybetmenin acısını çekmek yerine, sevip de söyleyememenin acısını tercih edeceksiniz. ona karşı nerede durmanız gerektiğini bilemeyecek, bazen çok yakın bazen çok uzak arasında salınıp duracak, delireceksiniz. sürekli aramak, konuşmak, mesajlaşmak isteyecek ama bir taraftan da “ne oluyor sevgili miyiz ki böyle arayıp duracağım, şimdi aşırı ilgimin altında başka bir şeyler aramasın” diyecek, eliniz telefondan uzaklaşacak.
suçluluk duygusuyla beraber platonik bir aşk yaşamaktır bu.. kimi zaman da acaba o da bir şeyler hissediyor mu demektir.
ve bazen tüm bunların yanında, ne hissettiğini tam olarak kendine bile itiraf edememek bile olabilir. aylarca bir hisle yanıp tutuşur, aşk değil diye kestirip atar, öyle olmaması için dua eder, ama bu hissin aşk dışında başka bir şeye benzemediğini kabul edersin. zorlandıkça bahaneler ararsın, zor günlerdi, yalnızdım, alıştım, bağımlı gibi oldum dersin. korkularınla yaşarsın, hem kendine hem de bir başkasına bu hissi itiraf etmekten korkarsın. sürünür, sürünür, sürünür, aşkı içine gömüp kaçmaya çalışırsın. beceremezsin de.. nasıl becereceksin ki? daha doğru dürüst aşık olmayı bile beceremiyorken… arkadaş kalmak tercihindir ama o bile zordur artık.

WordPress.com'dan blog alın. | Tema Motion, volcanic tarafından yapılmıştır.
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.